Kırka’nın Kurucu Başkanı Necati Erol’un Kaleminden: Hapishaneden Başbakanlığa Uzanan Okul Mektubu ve Ancarlı Omar’ın Unutulmayan Hikayesi

Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Ancar Köyü’nde başlayan, bir cezaevi mektubuyla Ankara’ya uzanan ve Çifteler Köy Enstitülü idealist eğitimci, Kırka’nın ilk kurucu Belediye Başkanı Müfettiş Necati Erol’un kalemiyle ölümsüzleşen tarihi bir insanlık dersi.

06 Tem 2026 - 19:46 YAYINLANMA
06 Tem 2026 - 20:43 GÜNCELLEME
Kırka’nın Kurucu Başkanı Necati Erol’un Kaleminden: Hapishaneden Başbakanlığa Uzanan Okul Mektubu ve Ancarlı Omar’ın Unutulmayan Hikayesi

Arşivlerin tozlu sayfalarından günümüze ulaşan ve Sayın Serdar Erol tarafından gün yüzüne çıkarılan bu yaşanmış hikaye, eğitim mücadelesinin ve Anadolu gerçekliğinin en yalın, en çarpıcı vesikalarından biri olarak dikkat çekiyor.

​İşte hapishane duvarlarından başlayıp, bir köy çocuğunun dünyasında sembolleşen o tarihi yolculuğun hikayesi:

Bir Hapishane Mektubuyla Değişen Kader

​Her şey, Malatya Akçadağ’ın sarp coğrafyasında yer alan Ancar Köyü’nden bir kader kurbanının, cezaevinden Ankara’ya, Başbakan’a yazdığı bir mektupla başlar. Mektup, kişisel bir af ya da imtiyaz talebi içermemektedir. İçeride, "Bir okul açmanın bin hapishane kapatmak olduğunu" öğrenen bu Anadolu insanı, Devlet Baba’dan tek bir şey ister: "Köyüme bir okul yapılsın, çocuklar okusun da bizim gibi kader kurbanı olmasın."

​Mektup Ankara’da yankı bulur. Dönemin başbakanının talimatıyla Malatya İlköğretim Müdürlüğü, tahkikat yapması için bölgeye bir müfettiş görevlendirir. Bu isim, 1949 yılında Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü’nden mezun olan ve daha sonra Kırka Beldesi’nin ilk kurucu belediye başkanlığını da yapacak olan idealist müfettiş Necati Erol’dur.

Ormancıyı Atatürk, Kurdelayı Bayrak Sanan Bir Çocuk: "Omar"

​Akçadağ’dan Ancar Köyü’ne ulaşmak o yıllarda adeta bir çiledir. Katır sırtında başlayan yolculuk, köye yaklaşıldığında yaya olarak devam eder. Müfettiş Necati Erol ve ekibine, mezradan köye dönen bir sığırtmaç  eşlik eder.

​Adı Ömer’dir ama buralarda ona "Omar" derler.

​Yol boyunca yapılan sohbet, Anadolu’nun o dönemki mahrumiyetini tokat gibi müfettişin yüzüne çarpar. Omar okul görmemiştir, okuma bilmez. Köye ara sıra gelen resmi kıyafetli ormancıları "Atatürk", ormancıların arabasındaki renkli kurdelayı ise "Bayrak" zannetmektedir.

Bürokratik Raporun Ötesindeki Gerçek: "Ancarlı Omar" Şiirinin Tamamı

​Müfettiş Necati Erol köyde gerekli incelemeleri yapar, okul yerini belirler ve resmi tutanakları hazırlar. Ancak Malatya’ya döndüğünde, üst makamlara sunduğu resmi raporun yanında, asıl raporunu yüreğinden dökülen mısralarla yazar. Necati Erol, şiirinde insanlığın Ay’a ulaştığı bir çağda Omar’ın asırlık yalnızlığına dikkat çekerken, "Uyan artık Ancarlı Omar!" diyerek Anadolu aydınlanmasının fitilini ateşlemeye çalışır.

​1966 yılında kaleme alınan ve payını almasını bilen herkese ithaf edilen o tarihi şiirin tamamı şöyledir:

ANCARLI OMAR

(Necati EROL – Malatya / 1966)

​Tanıyorum Omar seni, hiç yadırgamadım görünce;

Ateş ateş gözlerini,

çapa çapa tırnaklarını,

Yırtık eteğini, kirli gömleğini,

her şeyini Omar her şeyini…

hiç yadırgamadım görünce…

​Okulun yok, tanımıyorsun öğretmeni,

duymamışsın Atatürk’ü,

görmemişsin bayrağı…

​Amaa! Senin baban da vergi veriyor cömertçe,

Askerliğini de yapmış, mertçe,

Bu gün oy da kullanıyor, güya, serbestçe…

​Okulun, yolun neden yok senin?

Ne zaman gülecek yüzümüz, senin ve benim???

​Yoksul kalmış baban, deden gibi!

Avuç açmış- dilenmiş, hırsız olmuş aç kalınca; dövülmüş, sövülmüş…

Mapus olmuş Omar mapus! Mebus olacak değil ya…!

​Bileyiz Omar, seninle bileyiz. Mutsuz çoğunlukta bileyiz,

elekte saçta bileyiz,

Kaderce, kıvançca, tasaca bileyiz,

Anayasaca bileyiz.

​Ama Omaar! Birileri var; bile bizimle olmayan

Biz yaşarsak onlar güçlenir, VATAN gibi!

Hor görürler yadsırlar bizi, YABAN gibi!

Sömürürler, emerler,

Sağarlar Omar sağarlar, ÇOBAN gibi!

​Böyle gelmiş böyle gitmiş;

Evren olgunlaşmış, insanoğlu Ay’a ulaşmış

Ama sen, olduğun gibisin.

​İstesek ezilmeyiz Omar;

Öyle bir sesleniriz, öyle bir silkiniriz ki….

​GÜRREDENN!! A T A M G i B i !

​Tez ol Omar tez ol, duyur sesini.

Omar da insan desinler,

haklarını versinler,

Alacağın tomar tomar,

Uyan artık Ancarlı Omar!

Fotoğraftaki Tarih ve Sonsuz Minnet

​Hikayeye eşlik eden tarihi fotoğrafta ise dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın Malatya gezisi sırasında ilköğretim müdürü ve müfettişlerle bir arada olduğu görülüyor. Karede, bu ölümsüz hikayeyi ve şiiri miras bırakan Çifteler Köy Enstitülü ve Kırka Beldemizin ilk kurucu Belediye Başkanı Necati Erol ortada, Ortaklar Köy Enstitüsü mezunu İhsan Kılavuz ise sağda yer alıyor.

​Bir mektupla başlayan bu hikaye; Köy Enstitüsü ruhunun, memleketin en ücra köşesindeki bir çocuğun gözündeki ışığı yakalama sevdasının en somut örneği olarak hafızalardaki yerini koruyor.

​Memleketin en ücra köşesindeki "Omar"lara taşımak için ömrünü adayan, hem Malatya dağlarında bir eğitim neferi hem de Kırka’da kurucu bir irade olan değerli büyüğümüz Müfettiş Necati Erol'u ve onun şahsında Anadolu’yu diyar diyar yeşerten tüm değerli büyüklerimizi biz de bir kez daha rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz.

Kaynak :
Seyitgazi Haberci

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: