Nostaljik Bir Yolculuk: Direksiyonu Sağda Bir Land Rover ve Akbaba Dergisiyle Değişen Bir Hayat
Köklü geçmişin izini sürmek, hafızaları tazelemek adına bugün rotamızı ilçemizin tanınan çınarlarından, rahmetli Yılmaz abinin oğlu Kemal Dinç ile yaptığımız sıcacık bir söyleşiye çevirdik. Kemal emekli olmasına rağmen Maşallah boş durmuyor, halen ilk günkü azimle çalışmaya devam ediyor.
Çoluğu çocuğu burada olan, Seyitgazi’deki annesini de asla yalnız bırakmayıp sürekli ziyaret eden tam bir vefa insanı.
Bu güzel sohbet bizi aldı, 1960’lı yılların ortasına, belki de daha öncesine, ilçenin tozlu ama samimi sokaklarına götürdü.
Yılmaz Dinç Yazıhanesinden Arzuhalci Cemal Dede’ye
İlkokula 1963 yılında başlayanların az buçuk anımsayacağı Yılmaz Dinç yazılı o eski yazıhane, Seyitgazi’nin sosyal hayatının merkezlerinden biriydi. Pazaryerine doğru giderken, şimdiki rahmetli Cafer Kabadayı’nın dükkanının hemen yanındaki o sokakta yer alırdı burası. Yılmaz abi amansız bir seyir deryasından sonra orayı bıraktığında, yerine dönemin ünlü arzuhalcisi rahmetli Cemal Dede (Erdoğan) geçmişti.
O yıllarda Seyitgazi’de ulaşım demek, eski deyimle "cipçilik" demekti. Bazen bir Willys, bazen de heybetli bir Land Rover ilçenin yollarını aşındırırdı. Rahmetli Yılmaz abi de bu mesleğin pirlerindendi.
Kırka’nın Sağ Direksiyonlu Land Rover’ı ve Sanat Okullu Şoför
Kırka’ya İngilizler işletme kurmak için geldiklerinde yanlarında getirdikleri bir araç vardı ki, ilçede adeta efsane olmuştu. İngilizlerin getirdiği bu arazi aracını Seyitgazi’de sadece tek bir kişinin, Yılmaz abinin kullanabileceğine karar verilmişti. Nedeni ise çok basitti: Araç İngiliz menşeili olduğu için direksiyonu sağdaydı! Yılmaz abi hem mektepli bir şoför hem de sanat okulu mezunu yetenekli bir zanaatkar olduğu için bu zorlu görevin üstesinden hakkıyla gelmiş ve yıllar sonra oradan emekli olmuştu.
Onu son yıllarında, adeta çocuğu gibi baktığı, her gün parlatıp temizlediği Serçe marka otomobiliyle hatırlayanların içi halâ sızlar. Allah rahmet eylesin.
At Üstünde Bir Tabip: Sıhhiye Halil
Kemal Dinç’in dedesi, Yılmaz abinin babası olan Sıhhiye Halil ise o dönemlerin gizli kahramanlarından biriydi. Doktorun, hastanenin olmadığı, ulaşımın imkansız sayıldığı o zorlu yıllarda Sıhhiye Halil, atının üstünde köy köy, mahalle mahalle gezer, dertlilere deva olurdu. O, Seyitgazi’nin sadece sıhhiyecisi değil, bir çeşit halk doktoruydu.
Karikatür Sanatına İlham Veren Çuvallar Dolusu "Akbaba"
Seyitgazi’nin entelektüel yapısı da o yıllarda arzuhalcilerin ve esnafın omuzlarındaydı. Avukat Sadık Çelikel, Teyyareci Halil ve Celal amca (Şen) o dönemin unutulmaz arzuhalcileriydi.
Henüz 7 yaşındayken rahmetli Ahmet Çetintaş’ın kahvesinde oğlu Zeki ile birlikte garsonluk yapan o küçük çocukların hayatı, bu dükkanların önünde değişiyordu. Eğer rahmetli Celal amca olmasaydı, bugün Seyitgazi’nin bağrından çıkan o çizgiler, o mizah dünyası belki de hiç var olmayacaktı. Celal amcanın çuvallarla verdiği Akbaba dergileri, bir çocuğun hayal dünyasını şekillendirdi ve onu Türkiye’nin önemli karikatüristlerinden biri haline getirdi.
Bu vesileyle dönemin diğer cipçileri Nafis Özdemir ve Arif Özdoğan’ı, Münir Şenol’un babası Teyyareci Halil’i ve Akbalıkların o meşhur burunlu otobüsünü de rahmet ve özlemle anıyoruz.
Ehliyetsiz 30 Yıl: Kaptan Remzi Dinç
Seyitgazi tarihinin en ilginç figürlerinden biri de kuşkusuz Kemal Dinç’in amcası Remzi Dinç’ti. Tam 30 yıl boyunca direksiyon salladı, otobüs kullandı; hem de tek bir ehliyeti bile olmadan! Zamanında bir doktorla yaşadığı tartışma yüzünden ehliyet alamayan Remzi amca, öyle usta, öyle dikkatli bir şofördü ki, 30 yıl boyunca tek bir kaza bile yapmadı. İlçede onu herkes tanıdığı, saygı duyduğu ve ustalığına güvendiği için bu durum hiçbir zaman sorun olmadı. 50’li, 60’lı yıllarda zaten parmakla gösterilecek kadar az araç varken, Remzi amcanın otobüsü Seyitgazi’nin can damarıydı.
"Seyitgazi Haberci’yi Yakından Takip Ediyorum"
Söyleşimizin sonunda Kemal Dinç ile dijital dünyadaki sesimiz olan Seyitgazi Haberci üzerine de konuştuk. Gazetemizi çok yakından takip ettiğini belirten Dinç, "Elbette takip ediyorum abi, eşe dosta, tüm çevreme de seve seve tavsiye ederim. İyi ki varsınız" diyerek bizlere moral ve destek verdi. Biz de kendisine bu güzel ve samimi sohbet için teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Fotoğraflar İçin Teşekkür Notu:
Bu nostaljik habere hayat veren, geçmişin siyah beyaz anılarını günümüze taşıyan fotoğrafları her ne kadar Yılmaz abinin oğlundan emanet almış olsak da, ilçemizin kültürüne ve tarihine fotoğraf koleksiyonuyla devasa bir katkı sunan değerli fotoğrafçı kardeşimiz Hasan Gökkaya’ya saygılarımızı sunarız. Gültepe’de halâ fotoğrafçılık mesleğini yaşatan Hasan kardeşimize, Seyitgazi tarihine sunduğu bu kalıcı katkılardan dolayı yürekten teşekkür ederiz.