Patoz Geldi, Devir Kapandı: Bir Zamanlar Emeğin Taşla Şekillendiği "Düven" Günleri
Seyitgazi’nin köklü geçmişine ışık tutan 1930 tarihli bir fotoğraf, bizleri tarımın insan ve hayvan gücüne dayandığı, emeğin taşla şekillendiği yıllara götürüyor. Bardakçı Köyü’nden eğitimci Fikret Görgün’ün tanıklığı ve Hakan Üresin’in arşivinden çıkan tarihi kare, unutulmaya yüz tutmuş bir zanaatı; "düven dişi" imalatını yeniden canlandırıyor.
07 Tem 2026 - 20:48
YAYINLANMA
07 Tem 2026 - 23:06
GÜNCELLEME
Teknolojinin toprağa henüz değmediği, ekinin tırpanla ve orakla biçilip harman yerine delece arabalarıyla taşındığı dönemlerde, köylünün en büyük yardımcısı düvendi. Ancak o düvenleri işlevsel kılan, altındaki çakmak taşından yapılma küçücük "dişlerdi". İşte Bardakçı Köyü, bir dönem çevre coğrafyanın ve hatta Emirdağ ile Bayat köylerinin bile düven dişi ihtiyacını karşılayan dev bir üretim merkeziydi.
Himmet Dede’den Paşa Dede’ye Uzanan Miras
1930 yılında Bardakçı’da çekilen tarihi fotoğrafta elindeki aletlerle taş işleyen isimlerden biri de Himmet Dede. Köyün hafızasında derin izler bırakan bu zanaat, daha sonra Himmet Dede'nin oğlu, köylünün "Paşa Dede" olarak bildiği ustaya ve dönemin diğer emektarları Emeksiz Dede (Rıza) ile Kırbıyık Dede’ye miras kaldı. 1970'lerin sonuna kadar köyün en yüksek yerinde, bayırın dibindeki Paşa Dede’nin evinin önünden çekiç sesleri hiç eksik olmadı.
Ayrı Bir Ustalık: Çakmak Taşının Damarını Bulmak
Taş ocaklarından getirilen yumruk büyüklüğündeki çakmak taşları, ustaların elinde titizlikle işlenirdi. Yaklaşık 3 cm uzunluğunda, 2 cm genişliğinde ve bir tarafı jilet gibi keskin olacak şekilde hazırlanan taşlar, düvenlerin altına açılan oyuklara özenle çakılırdı. Her taşın düven dişi olamayacağını, bunun taşın damarını bilmeyi gerektiren ayrı bir maharet olduğunu belirten eğitimci Fikret Görgün, o günleri şöyle anlatıyor:
"Zamanla düvenin bazı dişleri düşer, kırılır ya da körleşirdi. İşte o zaman yeni dişlere ihtiyaç vardı ki bu, düven dişi hazırlayanlar için devamlı bir kazanç kapısıydı. Gelenleri gidenleri, müşterileri ve dolayısıyla çekiç sesleri gün boyu devam ederdi. Elde edilen taşlar kilo olarak da satılırdı. Kendi köyümüzle yetinmezler, çevre köylere, hatta Emirdağ’ın köylerine, Bayat’a satmaya giderlerdi."
Çocukluk Hatıralarında Kalan Harman Günleri
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan ve akşam saplar yumuşayana kadar süren düven sürme işi, genelde çocukların omzuna yüklenirdi. Düvenin üzerine konan ağır bir taşla ya da çift atın çektiği büyük harman düzenekleriyle taneler başaktan ayrılır, ardından savrularak samana dönüştürülürdü. Traktörlerin ve patozların köylere girmesiyle bu zorlu ama bir o kadar da bereketli gelenek tarih sahnesinden çekildi.
O Günlerin Şahidi Çakmak Taşı Yığını
Bugün Bardakçı Köyü'nde Paşa Dede’nin evinin bulunduğu o bayırın dibinde, ıskartaya çıkartılarak aşağı atılan çakmak taşları dev bir yığın halinde hâlâ duruyor. Görgün’ün de ifade ettiği gibi; o bayıra gidip gözlerinizi yumduğunuzda, taşlara vuran çekiç seslerini, ustaların birbirine yaptığı şakaları ve harman yerindeki çocukların seslerini duymak hâlâ mümkün...
Kaynak :
Seyitgazi Haberci
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR