SANCAR’DAN KIRKA’YA UZANAN BİR SAZ VE GÖNÜL HİKAYESİ: ÇETİNTAŞ AİLESİ
Bizim buraların hikayeleri bitmez… Her köşe başında, her sohbette geçmişten bugüne uzanan öyle güzel bağlar, öyle derin izler karşımıza çıkar ki insan heyecanlanmamak elde değil. Geçtiğimiz günlerde işte tam da böyle, insanı eskilere götüren, hem hüzünlendiren hem de gururlandıran çok keyifli bir karşılaşma yaşadım.
Fazlı abinin oğlu, Onur Çetintaş ile bir araya geldik.
Onur ile laflarken zaman adeta tersine aktı; Sancar’dan Kırka’ya, oradan Eskişehir’e uzanan köklü bir aile tarihini, o eski güzel insanları bir kez daha yad ettik.
Dededen Toruna Esnaflık ve Dostluk
Onur’un dedesi, rahmetli Gazi amcaydı… Eskişehir’in, Kırka’nın o eski zanaatkarlarından, kıymetli bir terziydi. Ama benim için yeri daha bir başkaydı; rahmetli babamın asker arkadaşıydı Gazi amca. Eski dostlukların, o dönemki asker arkadaşlıklarının tadı, sadakati bir başkaydı elbette.
Oğlu rahmetli Fazlı abi ise memurluktan esnaflığa geçmiş, dürüstlüğüyle, çalışkanlığıyla tanınan, Kırka’da derin izler bırakmış kıymetli bir büyüğümüzdü. Şimdi o esnaflık bayrağını, Onur’un abisi Uğur Çetintaş devralmış. Uğur, Kırka’da lokantacılık işine hakkıyla devam ediyor, babasının ve dedesinin adını yaşatıyor.
Saz Ustaları Ailesi ve Bir Karikatür İtirafı
Çetintaş ailesi denince akla sadece esnaflık değil, kulakların pasını silen bir müzik damarı da gelir. Aile adeta bir saz ustaları meclisiydi! Rahmetli Fazlı abi, onun ikizi rahmetli Hikmet abi, benim rahmetli asker arkadaşım Rahmi ve kulakları çınlasın amcaları Yusuf Çetintaş… Hepsi de sazın teline dokundu mu insanı dertlendiren, bağlamayı konuşturan ustalardı.
Rahmetli babam, bu aileye olan sevgisinden ve hayranlığından evimize ne kadar saz aldıysa, ben bir türlü öğrenemedim, çalamadım da! Hep düşünürüm; sanırım benim karikatüre yönelmemin sebebi de buydu. Saz çalmak için güçlü bir kulak gerek, bende o kulak yoktu demek ki. Nasip karikatüreymiş, biz de hislerimizi tellere değil, çizgilere döktük.
Kırka’nın Benicio Del Toro’su
Sohbet esnasında Onur’a da söyledim, burada da yazmazsam olmaz. Ben rahmetli Fazlı abiyi, sinemada Che Guevara’yı canlandıran Porto Rikolu ünlü oyuncu ve yönetmen Benicio Del Toro’ya çok benzetirdim. Gerçekten müthiş bir sima benzerliği vardı.
İşin güzel yanı, oğlu Onur’a bakınca da aynı çehreyi, aynı duruşu gördüm. "İnsanlar çift yaratılmıştır" derler ya, işte tam öyle bir durum. Onur şimdi Eskişehir’de yaşıyor ama bağlarını hiç koparmamış; köyü Sancar’a da, Kırka’ya da sık sık gider gelir, sıla-i rahmi eksik etmez.
"Seyitgazi Haberci’yi Takip Ediyorum Amca"
Sohbetimizin sonunda Onur’un kurduğu bir cümle ise beni ziyadesiyle mutlu etti ve gururlandırdı:
"Seyitgazi Haberci’yi yakından biliyorum ve büyük bir keyifle takip ediyorum amca," dedi.
Eksik olmasın, sağ olsun. Bizlerin bu yaşta, bu topraklara olan vefa borcumuzu ödemek için verdiğimiz emeğin genç kuşaklarda karşılık bulması, en büyük motivasyon kaynağımız.
Çetintaş ailesinin geçmişteki tüm değerlerine, ahirete irtihal eden Gazi amcaya, Fazlı abiye, Hikmet abiye ve arkadaşım Rahmi’ye Allah’tan rahmet; hayatta olan Yusuf amcaya, Uğur’a ve sevgili Onur’a sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. Bağlarımız, dostluklarımız ve hikayelerimiz hiç bitmesin...