YAPILDAK’TAN HAMAMYOLU’NA UZANAN BİR MEMLEKET HİKAYESİ: VELİ ADIGÜZEL
Bizim buraların insanı nereye giderse gitsin, köklerini de heybesinde taşır. Seyitgazi’nin Yapıldak, Kümbet, Gökçegüney köylülerinin yolu çoğunlukla İzmir’e düşse de, akıllarının ve kalplerinin bir köşesi hep bu topraklarda asılı kalır. Yapıldak deyince hafızamızın tozlu raflarından kimler geçmez ki? Muhtarlık da yapmış olan bakkal Rıza Egi abimiz, Oynaş muhtarı ve nakliyeci rahmetli Salih Ok, Kümbet muhtarı rahmetli Seydi Bozok ve tabii ki Milli Eğitim’den emekli o unutulmaz, değerli insan Arif abi… Her birinin bu topraklarda derin izleri, silinmez hatıraları var.
İşte o köklü çınarlardan, o vefalı hikayelerden biri de bugün Hamamyolu’nun o bildik, sıcak esintisinde karşımıza çıkıyor: Veli Adıgüzel.
Yeşilçam’dan Hamamyolu’na Bir Memleket Sevdası
Veli abi, sıradan bir isim değil; arkasında derin bir yaşanmışlık, sinema klasörlerine geçmiş bir geçmiş barındırıyor. Pek çoğumuz bilmez belki ama Veli Adıgüzel, sinemamızın ikonik ismi Nuri Alço’nun ilk Yeşilçam filmlerinde kamera karşısına geçmiş, o ışıltılı dünyanın havasını solumuş bir isim. Ancak spot ışıkları, şöhretin cazibesi onun memleket sevdasının önüne geçememiş. "İlla memleket, illa Eskişehir" diyerek bağrına döndüğü bu şehir, onu bugün Hamamyolu’nun müdavimi yapmış.
Üstelik o eski dostluklar da hiç eskimemiş. Nuri Alço, Eskişehir’e her ayak bastığında o Yeşilçam büyüklüklerini, aktör kibirlerini bir kenara bırakır; o naif, olduğu gibi duran karakteriyle soluğu Hamamyolu Kıraathanesi’nde, Veli abinin yanında alır. Eski imam, yeni kahveci Göcenoluklu Süleyman Sarı’nın çayının buğusunda, eski dostlar bir araya gelir, el elde, baş başa oyunun ve muhabbetin dibine vururlar. Kardeşi Halil de bizim eski tertiplerdendir; hani o Asri Sineması’nda yıllarca yöneticilik yapıp sinemanın o eski büyüsünü Eskişehir’e taşıyan Halil…
On Beş Yıllık Bir Vefa Sözü
Veli abiyle dostluğumuz dile kolay, tam on beş yılı devirdi. Bu sadece ayaküstü bir tanışıklık değil; içinde söz barındıran, vasiyet taşıyan bir gönül bağı. Yıllar önce, Eskişehirspor’un unutulmaz yöneticilerinden rahmetli Bilge Kosbatur’un da hazır bulunduğu bir masada, Veli abi yüzüme bakıp, "Yaşar, mümkünse her hafta gel" demişti.
O gün bugündür, Allah’ın işi karışmazsa, her hafta o masaya uğranır. Çayı içilir, çorbası kaşıklanır, en önemlisi de o eski, has hemşehri muhabbetinin tadına varılır. Bu bir çeşit vefa borcu, kesintisiz sürecek bir gönül sözleşmesidir.
"Seyitgazi Haberci’yi Takip Ediyorum Kardeşim"
Geçtiğimiz günkü buluşmamızda laf döndü dolaştı, bölgenin nabzını tutan dijital sesimiz Seyitgazi Haberci’ye geldi. Dijital dünyaya adımı attığımız ilk günden beri memleketin gözü kulağı olan sitemizi yakından izlediğini belirten Veli abi, gözlerinin içi gülerek, "Seyitgazi Haberci’yi biliyorum, yakından takip ediyorum kardeşim" dedi.
Bir çınarın, bir memleket sevdalısının bu takdiri, bizim için omuzlarımızdaki yükü daha da anlamlı kılan en büyük teşekkürdür. Biz de sana teşekkür ederiz Veli abi; hem muhabbetin, hem vefan, hem de bu eksilmeyen memleket aşkın için.