YOLDAKİ MUCİZE: "ÇEKİLİN, BEN DOKTORUM!"
Yeşilçam’ın unutulmaz karakteri ‘Cilalı İbo’yu (Feridun Karakaya) bizim jenerasyon çok iyi bilir. Bizim Seyitgazi Yukarı Söğüt ve İlme mahallesinden olan Feridun Karakayalı kardeşimiz de tıpkı onun gibi her daim güler yüzlü, sempatik bir değerimizdir. İsim benzerliğinin ötesinde, simasındaki o tanıdık neşe ve samimiyetle biz ona hep "Cilalı İbo" diye takılırız.
Geçtiğimiz günlerde Kuaför Efsane Ufuk Aydemir’in oğlunun sünnet düğününde uzun bir aradan sonra Feridun ile yan yana geldik, eski günlere gidip hem ürpertici hem de mucizevi bir anıyı yad ettik.
Yaklaşık 25 yıl önce, futbol fanatizminin ve heyecanının dorukta olduğu bir maç günüydü. Seyitgazili taraftarları taşıyan otobüsler ilçeye giriş yaptığı sırada birden ortalık karıştı. Biz de tam o esnada oradaydık. Kazanın ilk anını görmedik ama kulaklarımızda hala çınlayan o çığlıkları dün gibi hatırlıyorum: "Duuuur! Durun!"
Meğer coşkulu kalabalığın arasında bir otobüs Feridun kardeşimize çarpmış. O hengamede Feridun’un yüzü kanlar içinde, kıpkırmızı kalmış. Çevreden biri durumu tam anlayamayıp "Bir şey yok" diyerek koluna girmeye çalışırken, kalabalığın arkasından bir ses yükselmiş:
"Çekilin, ben doktorum!"
Hani o eski karikatürlerde veya filmlerde duymaya alışık olduğumuz, biraz da klişe bulduğumuz o meşhur replik var ya... Ben de ilk duyduğumda bir an için şaka sandım. Ama işin aslı hiç de şaka değilmiş.
Düğündeki sohbetimizde Feridun o anı şu sözlerle aktardı:
"Abi, o seslenen gerçekten doktormuş. Beni hemen ambulansla acile kaldırmışlar. Tam dört gün boyunca yoğun bakımda, komada kalmışım. Eğer o an o doktor orada olmasaydı ve müdahale etmeseydi, bugün kesinlikle hayatta olamazdım."
Hani taraftarların statlarda "Ölmeye geldik!" diye fanatikçe bağırdığı o meşhur tezahürat, az kalsın acı bir gerçeğe dönüşüyormuş. Allah korumuş, Allah gecinden versin. Demek ki hayatta her şey nasip kısmet, ancak dikkat ve önlem her zaman şart.
Bu korkutucu ama sonu şükürle biten kazayı, Feridun’un da izniyle bir ibret ve nostalji hikayesi olarak kayda geçirmek istedik. Bu vesileyle hem geçmiş olsun dileklerimizi tazeledik hem de Seyitgazi Haberci platformumuzdan bahsettik. Kendisi de dijital gazetemizi yakından takip edeceğini belirterek selamlarını iletti.
Bu arada güzel bir tesadüfü de ekleyelim; Feridun’un oğlu Fırat da bizim rahmetli muhtar arkadaşım Behiç’in oğlu, şimdiki muhtarımız Utku Ölmezer kardeşimizin yanında çalışıyor. Yani bağlarımız, dostluklarımız nesiller boyu devam ediyor.
Feridun Karakayalı kardeşimize sağlıklı, kazasız ve yine o bildiğimiz "Cilalı İbo" neşesiyle dolu uzun ömürler diliyoruz. İnsan hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğu şu dünyada, trafikte ve her alanda dikkati elden bırakmamak dileğiyle...