“200 Metre Asfalt, 480 Milyon Bütçe ve Siyasetin Kaynayan Kazanı”
Öncelikle “Aşkar Hocamın sayesinde uzun yazıları okur oldum” diyen o kadirşinas takipçimize yürekten bir eyvallah diyelim! E kolay değil tabii; bizim kelamımız hevesli adama şifa, miskin adama cefa gelir. Hakikati şerbet yapıp sunuyoruz ki, boğazdan geçerken hem yaksın hem serinletsin. Memleketin kulis kazanları öyle bir kaynıyor ki, adamın soğuktan tutmayan elini de ayağını da tek hamlede doğrultuverir! Gündem yoğun, trafik sıkışık; lafı hiç dolandırmadan gelelim memleketin sıcak başlıklarına...
Güvendiği Dağlara Kar Yağarken: Yeni Parti İlçe Kongresi
Geride bıraktığımız günlerde Yeni Parti’nin ilçe kongresi vardı. Kurucu İlçe Başkanı Hanımefendi ile Şehrül-Emin’in arasında yıllardır esen o soğuk rüzgârları az işitip duymadık. Zamanında az mı kalem oynattık, az mı parmak bastık? “Etme, etrafına bak, tedbirini al” dedik. Lakin, Sara Başkan uyarılarımızı ya bir tebessümle geçiştirdi ya da “Bana bir şey olmaz” rehavetine kapıldı. Gücü mü yetmedi, basireti mi bağlandı bilemem; ama neticede bizim haklılığımız tescillendi!
Bizim Şehrül-Emin baktı ki kaleyi dışarıdan dövmek vakit alacak, Selma Sara’nın karşısına Ahmet Ülker’i çıkartıp açık açık da destekleyerek kaleyi içeriden yıktı. Zaten kuraldır: “Kale içeriden fethedilir!” Ülker ve ekibi karınca misali çalışırken; Sara Başkan Ağustos böceği misali sazı eline aldı devam etti. Güvendiği dağlara karlar yağdı, ve dört koldan sıkıştırılmış hamlelerle yalnız kaldı.
İşin en dramatik, en yürek burkan tarafı ise kongre gününde kendi kardeşinin ölüm haberini alması oldu... Siyaset hırsının tam ortasında kardeş acısıyla sarsılmak ağır imtihandır; Allah gani gani rahmet eylesin. Lakin bir kadın ilçe başkanı olarak CHP döneminden beri çok koşturmuşluğu, Şehrül-Emin’in ikinci seçim zaferinde aslan payını omuzlamışlığı vardır, hakkını verelim. Fakat be kardeşim, o gün sandık başında beklemek nedir yahu? Bırak sandığı, bırak koltuğu, geç git acının yanına desem! Zorla durdu belki ama zorunlu değilse ben olsam orada bir dakika durmazdım. Bazen çekilip gitmek en büyük asalettir.
Kulağımız deliktir kulislerde “Kaybederken kazandı, il yönetiminde hizmete devam edecek” diyorlar. Göreceğiz bakalım..Biz yine de sunduğu katkılar için Selma Sara Başkan’a teşekkür edelim, seçilen Ahmet Ülker’e de hayırlı olsun diyelim.
Paris Bulvarına 200 Metrelik Dev Yatırım(!)
Gelelim bir diğer mevzuya... Daha önceki yazımızda “Bizim Şehrül-Emin Seyitgazi’nin sokaklarını Paris bulvarı sanıyor” diyerek yolların halini dillendirmiştik. Elhamdülillah sesimizi duymuş ve çalışmalar başlatmış, eksik olmasın! Sonunda 5-6 aycık gibi rekor bir sürede Büyükşehirimiz ile birlikte topu topu 200 metrelik yolu tamamlamışlar ya, ne kadar teşekkür etsek az!
Çarşaf çarşaf boy boy fotoğraflar çektirip sosyal medyaya koymak en doğal hakkın tabii Sayın Şehrül-Emin! Ama vatandaş tozdan topraktan feryat edince kızma ve küsmeleri bırak.. "Lafa gelince esip gürleyen, icraata gelince damla damla damlayan” siyaset anlayışından gına geldi.
Hele ki Büyükşehir ile yapılan şu 200 metrelik işi cihan şümul bir zafer gibi pazarlamak yok mu? Adama demezler mi “Sinekten yağ çıkarıp, pireden deve yapıyor!” diye? 200 metre yol için 6 ay davul zurna çalarsanız, yarın bir gün kilometrelik yol açtığınızda uzaya mekik mi fırlatacaksın? Buradan dostane uyaralım: Yapılan işi abartma derim! Güzelim Büyükşehir’imizin o koca heybetini bu kadar küçük işlerle küçültme! “Dağ doğura doğura fare doğurdu” dedirtmeyin ahaliye...
Siyasette Yıldız Olmak!
Seyitgazi’nin rüzgârı sert eser dedik ya... Şu bizim ilçe başkanı sahnede yine! 480 milyon liralık bütçenin hesabını soruyor Şehrül-Emine.. Eline, diline, yüreğine sağlık. Yüzüne gülüp arkadan kuyu kazanlardan değil, delikanlıca çıkıp “Bu paranın bütçenin hizmeti nerede?” demen bile tebriğe şayandır. Lakin bunca yıllık tecrübeme istinaden bir iki kelam etmeme müsaade edin!
Eğer mesele Seyitgazi’nin hakkını savunmaksa çıkardığın ses güzeldir. Ama siyaset bir vitrin mankenliği değil, bir strateji sanatıdır. Nereden, ne zaman, nasıl vuracağını bilmezsen; rüzgâra karşı savurduğun toz döner senin gözüne kaçar!
Sen diyorsun ki: “480 milyon bütçeden yatırıma ne ayrıldı, hangi mahalleye ne harcandı?” Güzel soru! Ama adama sorarlar: Senin veya ittifak ortağının o meclisteki üyeleri ne iş yapar? Meclis üyeleri oraya sadece el kaldırıp indirmek için gitmedi ya? Muhalefet dediğin öyle olmaz. Söz uçar yazı kalır.. Verirsin talimatı meclis üyelerine, verirler önergeyi, bütçeyi kalem kalem önüne koydururlar! Onlar soramıyor mu ki bombayı kendi kucağına alıyorsun?
Aşkar Hocadan sana bir tavsiye!
Hatta çıkıp de ki: “Hodri meydan! Seyitgazi Belediye Meclis toplantıları şeffaf olsun, canlı yayınlansın! Seyitgazili hemşehrilerimiz kim neyi savunuyor, kim halkın parasını nereden kısıp nereye harcıyor. Ne kararlar nasıl alınıyor gözleriyle görsün, kulaklarıyla duysun!”
Bunu da canlı yayınlattırın, halka da açık yaptırın, o meclis salonunu şeffaf er meydanına çevirin!
O zaman bırak vatandaş versin kararı! Mesele sosyal medyadan köpük köpürtmek değil; icraatın, denetimin göbeğine oturmaktır. Siyasette bir kural vardır, kulağa küpe olsun: “Faturayı keseyim derken, dönüp faturayı sana keserler!” Rüzgâr nereden eserse oraya yelken açmak kolaydır; mühim olan dümeni sağlam tutmaktır.
Velhasılkelam; biz gördüğümüzü söyleriz, lafımızı evirip çevirmeyiz.
Bu arada Türkiye Belediyeler Birligi Başkan V. seçilen Ayşe Başkanı da kutlarım. Şey bu arada bizim gelin sana zahmet ilçeye acilen kazma, kürek, süpürge çöp aracı, arazöz lazım da..!!!