Paris Bulvarı Değil, Seyitgazi Çamuru!
Yine biraz ortalardan kaybolduk o zaman ortalık toz dumandı. Şimdi de yağmur çamur mevsimi patladı!
Ah benim garip Seyitgazilim… Koskoca ilçenin çilesi, yükü, dert küpü yine senin o yorgun omuzlarına mı düştü?
Etrafa bakıyorum da; her şey mi çıkar, her şey mi üç kuruşluk menfaat üzerine kurulu? Memlekette "yıkama yağlama" işleri bir türlü bitmedi gitti. Yahu bakın efendiler; bugün varız, yarın yokuz. Lakin gidişat gidişat değil; ilçe göz göre göre, adım adım kuş uçmaz kervan geçmez bir yere evriliyor. İlk günden beri satırlarımı takip eden dostlar çok iyi bilir: Zihindeki o sinsi proje, tespih tanesi gibi bir bir işliyor!
"Önümüz yaz" dedik, "Şu çocuklara hiç değilse bir yüzme havuzu yapın" dedik, duyan olmadı. "Kış gelmeden yolları yapın; esnaf da vatandaş da tozun pisliğin içinde boğuldu" dedik, gören olmadı. Ağızda hep aynı gargara yapılmış klişe kelimeler... Neyse, meşhur "köstebek festivalimiz" geride kaldı çok şükür! Şimdi önümüz kış; hazır mıyız hep birlikte çamur banyosu yapmaya?
Ah ki ne ah... Biri tuttu gül gibi okuldan etti bizi, öteki tuttu pazar yerinden etti! Ne doğru düzgün bir düğün salonumuz kaldı ne de derdimizi toplayacak bir kongre salonumuz. Memleket köylükten çıktı güya! Ama maşallah, o cepten yiyen "ağalık sistemi" aynen, paşalar gibi devam ediyor. Çaresiz kalan benim vatandaşım ne yapsın?
Önerim var!
Hanım ablalar önümüz kış; şimdiden çekin kışlık inşaat çizmelerini ayaklara! Çocuklar, siz de kartopu yerine çamur topu savaşları yapın. Çünkü bizler kardan adam yerine sokak ortasında "Çamurdan Şehrül-Emin Adam" dikeceğiz!
Hazırlanın efendiler!
1. Geleneksel Seyitgazi Çamur Banyosu ve Şifa Festivali başlıyor! Protokolün başköşesine de Büyükşehir Belediye Başkanımızı davet edelim. Gelsin, kursun kürsüsünü bizim sokakların ortasına; hem şifalı Seyitgazi çamuruyla gençleşsin hem de bizimkinin icraatlarını yerinde tecrübe etsin!
Zaten benim esnafım maşallah; "kaz, kapat, aç, yine kapat" döngüsünden dolayı sazı eline aldı. Maniler, şiirler döktürmeye başladı; memlekette herkes şair oldu yahu!
Bizim Şehrül-Emin de az değil hani! Kimse umurunda değil; ilçe yanmış yıkılmış, çok da tın... Hani dışarıdan bakan sanır ki Şehrül-Emin Seyitgazi’nin sokaklarını Paris bulvarı sanıyor! Asfalta Fransız, çamura Fransız, vatandaşa hepten Fransız... Paylaşımına baktım güldüm. Sahadayım izlenimi vermiş! Ama çalışmalarından Yaz günü fotoğraflarını koymuş kısa kollu... Neyse Kabul ettik...!!!
Şimdi burada iki çift lafım da bizim memleketin siyasetçilerine...
Meydanlara çıkıp "Bütün sorunlara anahtar benim!" diye caka satanlardan Şehrül-Emin’e en ufak bir eleştiri, gık bile yok! Yahu sen yürümüyor musun bu çamurlu yollardan? Geçen gün Genel Başkan Yardımcınız ilçeden geçti de ne dedin, ne gösterdin ona? Bir "Z’ahmet" edip gezdiriverseydin ya şu köstebek yuvalarını! Ama yok... Anlaşılan senin o meşhur anahtar iyice kırılmış usta, çok net belli; bu ilçede hizmet kapısını falan açacağa hiç benzemiyor!
Dönüp bakıyorum da: Anahtar Parti’den virgül kadar eleştiri, MHP’den nokta kadar öneri, İYİ Parti’den zerre kadar tavsiye, CHP’den de şöyle küçük bir gönderme dahi yok. Yahu maşallah, sanki ilçede her şey güllük gülistanlık! Herkes derin bir uykuda... Acaba diyorum, arkada bilmediğimiz farklı bir bağ bağlantı beklenti mi var? "Bugün her şeye eyvallah diyene, yarın yallah derler giderler!" Bu suskunluk hayra alamet değil.
Lakin hakkını teslim edeyim; AK Parti İlçe Başkanı’nı bu manada takdir eder, biraz ayrı tutardım. Ve Bazen diyordum ki, "Bak bu çocuk dersine çalışıyor!"derdim. Ama bazen de öyle işler yapıyor ki, kırık notu kendi eliyle karnesine düşürüyor. Şöyle bir göz atayım kerataya derken, dakika bir gol bir! Beni kontrpiyede bıraktı. Seninle bugünden tezi yok o muhtemel belediye başkanlığı adaylık sürecini kafamda askıya aldım. Sen ki çekirdekten yetişmiş, vurucu muhalefet yapan, bu kulvarda değer verdiğim bir isimdin. Yahu yaptığın paylaşıma baktım, resmen şaştım kaldım!
Şimdi öteki beriki yerlerde Şehrül-Emin’in yönetmeye çalıştığı kurumun personeliyle ilgili ortalıkta binbir türlü laf dolanıyor. Belki yalan, belki doğru, belki de suyu bulandırmak isteyen bir provokasyon... Hatta belki de Şehrül-Emin algıyı yönetmek için kendisi yazdırıyor, bilemem! Bilmediğim konuda da ahkam kesenlerden değilim.
Ama bizim ilçe başkanı cup oltaya gelmiş.!
Sen niye potaya girdin ki... Potansiyel aday adayı iken, ana muhalefet temsilcisi olarak doğruluğu nedir ne değildir belirsiz bir paylaşımı alıp kendi hesabında paylaştın!
Netleştirdiysen üzerine git hatta operasyon düzenlettir! Ama personelleri vatandaşı karşına alma muhatap kimse o düşünsün...!
Şimdi ne mi oldu? Bence O hayalini kurduğun belediye başkanlığı için sana ve partine oy veren ya da vermesi muhtemel olan o emekçi personeli doğrudan karşına aldın! Hatta Şehrül-Emin’e kızanları bile... Kendi ayağına sıkmak diye buna derler.
Yahu ben senin yerinde olsam fırını fırıncıya bırakır, kaleyi fethetmeye kalenin içinden başlardım! Kurumu lekeleyecek yüz kızartıcı bir durum hariç; o belediye personelinin derdi ne, kim mobbinge uğramış, kim dışlanmış bir bakardım. Partisini cartını curtunu bir kenara bırakır; adamların maddi, manevi röntgenini çeker, yanlarına giderdim. Onlara, "Bakın, bizim adamımız siyaset gözetmeden önce insan, önce devlet şuuruyla yaklaşır" dedirtirdim. İlk aklıma gelen örneğin TOKİ’den lojman, kreş, sosyal haklar vaat eder; adaletli bir idareci örneğiyle kalplerini kazanırdım. Sen ise gidip, doğrudan çalışanı hedef yapmışın!
Yani zaten haber çıkmış, sen bunu paylaşınca kişisel olarak topa girmiş oluyorsun...
Merakımdan soruyorum: Kazanması için çalıştığın Sendika Başkanı’nı, örneğin şu banka promosyonu meselelerinde hiç eleştirebildin mi? Görmedim... Eleştirdiğiniz olduysa hakka girmek istemem de! Yani Sosyal medyanda çalıştığın kurumda çalışan işçilerin eleştirisini yayınladın mı? Neden buna sesin çıkmadı?
Bak, bence bu konuda Şehrül-Emin kadar bile strateji yapamadın. Adam gayet uyanık; personeli karşısına alıp kriz büyütmüyor, hiç oralı bile olmuyor. Yahu adamın kayınçosu koskoca avukat! İş hukuki boyuta taşınsa anında cevabı yapıştırır. Şehrül-Emin istese olayı yargıya taşır ama sakin kalıyor. Sen ise ayağına kadar gelen krizi fırsata çevirmek varken, elindeki kozu çamura düşürdün!
Dedim ya öyle ya da böyle muhalefet yapan bir tek sensin. Ben yine ümitliyim ama yine de sen bilirsin... Daha uzun aylar var bu Artı kredi puanları tüketme!
Gelelim bana... Epeydir şu bizim sağlık işleri yoğundu, fırsat bulup iki kelam edemedik ama sağ olsun dostlar bilgilendiriyor, notumuzu alıyoruz. Onları da vakti gelince masaya yatıracağız elbet.
Geçen gün kahvede otururken kendi kendime düşündüm: "Yahu acaba Şehrül-Emin’e haksızlık mı yapıyorum?" Dedim... Yok be kardeşim, ne haksızlık yapıyorum ne de hadsizlik! Biz onunla tam kuru fasulye ile pilav gibiyiz; ayrılmayız ama birbirimizin tadını da iyi biliriz!
Aslında o kadar çok çalışması var ki anlat anlat bitmez, insanın dili yorulur! Ama işte gel gör ki adamcağız anlatamıyor. Öyle yoğun, öyle yorgun, öyle mahzun ki kafasını kaşıyacak vakti yok. İnsanlık namına bir yevmiyeci tutalım da adamın yükünü alsın diyorum, fena mı?
Yahu yine kızdım bak!
Kahvelerde, mahallelerde niye bir "Halk Günü" yapmazsın? Çık de ki: "Bu akşam şu kıraathanedeyiz, gelin hemhal olalım." Sen ki kimsesizlerin kimsesi, mazlumun, mağdurun yanındasın! Halkın yanında, hakkı için gece gündüz çalışan personelin moral kaynağısın!
Yap şu halk günlerini de vatandaşın "Telefonlarımıza bakmıyor, çarşıda görüşemiyoruz" bahanesi bir bitsin artık. Bak ben yine senin yanındayım, tutuyorum elinden; yap ki insanlar hakkını teslim etsin, elleri patlayana kadar seni alkışlasınlar!
Vaktiyle söyledik; okuyanlar bilir, dediklerimiz harfiyen çıktı. Peki şimdi ne olacak derseniz? Meydan kızışıyor dostlar! Ortada bir parti kongresi var ve kulislerde Şehrül-Emin’in kendi adayını sahaya sürdüğü konuşuluyor. Mevcut Yeni Parti Başkanı kazanır mı kaybeder mi bilemem; ama kaybeden ve kaybettiren senaryoda bedel ağır olur. Kazanırsa da tarihe geçer. Her taraftan çapraz ateşe tutulduğu, köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığı apaçık ortada.
Zaten evveliyatı CHP olan Yeni Parti Seyitgazi İlçe Başkanı’nı vaktiyle uyarmıştım... Sanırım şimdi bana daha çok hak veriyordur. Dur bakalım, Akköprü’nün altından daha ne sular akar... Şu Yeni Parti ilçe kongresi bir bitsin de, onunla da iki kelamımız olacak elbet.
Nedendir bilmem!
Lakin şimdi aklıma hemen o meşhur hikaye geldi..
Padişahın biri tebdil-i kıyafet çarşıya iner. Kuş satan bir esnafın önünde durur. Bir kuş vardır ki fiyatı diğerlerinin on katıdır. Padişah sorar:
— "Bu kuşun nesi var da bu kadar pahalı?"
Satıcı cevap verir:
— "Sultanım, bu özel bir çığırtkandır. Ormanda ötmeye başladığında diğer kuşlar 'Kardeşimiz geldi' diye etrafına toplanır, avcı da hepsini kolayca avlar."
Padişah kuşu hemen satın alır ve oracıkta kafasını kopartır. Satıcı dehşetle bağırınca da cevabı yapıştırır:
— "Kendi soyuna, kendi arkadaşına ihanet edenin sonu budur!"