Bizim Gelin Ne derse O!
Lafı siyasete getirmeden evvel şunu araya sıkıştırayım: İstanbul’da Eminönü Vapuru’ndan Üsküdar’a geçerken, “Gelmişken hemşehrimiz olan şu Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Hanım’a bir selam verelim, kapısını çalalım” diyorduk ki... Tam o sırada güzel memleketimizden, ilçemizden peş peşe gelen yangın haberleriyle adeta sarsıldık! O ekinlerin, ormanların alevlere teslim olduğunu duyunca İstanbul’un havası bile ağır geldi bize, ciğerimiz yandı. Çok şükür ekiplerimizin ve halkımızın çabasıyla atlatıldı ama aman diyeyim dostlar, gözünüzü seveyim dikkatli olalım. Gelip geçen herkese, memleketimize tekrardan büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah bir daha göstermesin.
Şu an İstanbul'da da öyle bir çadır karışık ki sormayın! Milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe teşkilatları, kadın kolları, gençlik kolları derken resmen kopuşlar ve ayrışmalar başladı. Bu köprünün altından daha çok sular akar akmasına da... Biz gelin olaya kendi penceremizden, Seyitgazi özelinden bakalım.
Dostlar soruyor, “Aşkar, senin bu konudaki okuman ne?” Okumam falan yok kardeşim, ben gördüğümü yazarım. Kul hakkına girmem, kimsenin kaşına gözüne göre de kalem oynatmam. Haklıya haklı, bocalayana "yolun açık olsun ama pusulan bozuk" derim!
Diyorum ki şuan bizim Seyitgazi’deki çay ocağında çayı karıştırırken kaşığın çıkarttığı o tık tık sesi varya, işte o bile bizim Şehrül-Emin’in kafasındaki hesap makinesinin sesinden daha düzenlidir!
Bizim İlçe Başkanı Sara rengini net belli etti, safını seçip ille de Özel diyerek lafını gülle gibi ortaya koydu. Safını seçen seçene... Ama bizim Şehrül-Emin? Ah benim kıymetli, idare-i maslahatçı başkanım... O bu konuda hâla ara sokaklarda dolanıyor! Ne kızı veriyor, ne dünürün çayını soğutuyor!
Ama unuttuğu bir şey var: Siyaset bazen hesap değil, nasip işidir! Sen istediğin kadar kuytu köşelerde matematik yap, ince hesaplarla koltuğunu teğellemeye çalış; nasipte yoksa o teğeller ilk fırtınada sökülür gider!
Bir yanda CHP’nin kadim adası çatırdıyor, diğer yanda Özel’in yeni kurduğu filikaya kapağı atan atana. Bizim ilçe başkanı valizi çoktan bagaja atmış, biletini kesmiş bile! Bizimki ise adeta “Sessizlik en büyük fırtınadır” felsefesini aşmış, sessizliğin kendisi olmuş. Kazım Kurt desen gürültülü bir şekilde tavrını koymuş, Ataç keza öyle... Bizimki ise pusuya yatmış kedi gibi. Öncesi cılız bir açıklama patlattı ki, okusan ne dediğini anlayamazsın, okumasan bir şey kaybetmezsin!
Hani zamanında Sayın Kılıçdaroğlu Seyitgazi’ye gelip buna övgüler dizmiş ya... (Youtebede var izleyebilirsiniz)
İşte o günlerin hatırı mı, yoksa Kurultay’da Kılıçdaroğlu’na verdiği o gizli/açık desteğin mahcubiyeti mi bilmem. Ama bugün geldiğimiz noktada o “vefalı duruş”, siyasette yerini “Aman koltuk elden gitmesin” paniğine bıraktı.
Kahvedeki o Seyitgazili emekli öğretmen arkadaş “Seçim garantisi verseler Ak Parti’ye bile geçer” dediğinde niyetim “Yok artık, o kadar da değil” demekti ama... Dilim varmadı be azizim! Siyasette devran öyle bir dönüyor ki, dün "Asla!" dediğin kapıda bugün çay içerken buluyorsun kendini.
Şimdi soruyorum size:
Bizim Şehrül-Emin şu an Seyitgazi halkını mı düşünüyor? Partiyi mi? Kendisini mi ?
Geçiniz efendim geçiniz...
Vekiller ne demiş halk ne der umrunda bile değil!
Şu an onun kıblesi de, rotası da tek bir yere ayarlı: Büyükşehir!
Bizim gelin Ayşe Ünlüce Başkan “Ateş” dese tutacak, “Su” olsa akacak. Çünkü biliyor ki Büyükşehir’in gölgesi üstünden kalktığı an, Seyitgazi’de rüzgar tersine eser. Ayşe Hanım ne tarafa göz kırpsa, bizimki o tarafa doğru "Sessiz ve derinden" süzülecek.
Seçimlere kalmış şunun şurasında iki buçuk yıl... Sayılı gün çabuk geçer ama siyasi ikbal hesabı yapanın günü asır gibi gelir.
Şimdi,
Yeni partiye geçse: "Ulan eskisini sattı" diyecekler.
CHP'de kalsa: "Tren kaçtı, ortada kaldı" diyecekler.
Başka kapıya yanaşsa: "Vay fırıldak" diyecekler.
Kısacası bizim Şehrül-Emin için şimdilik en tatlı yer, o meşhur "Gri Alan". Ama bilsin ki, o gri alan yakında ya kapkaranlık olacak ya da aydınlanacak. Sandık günü geldiğinde halk ona "Sen hangi adanın yolcusuydun bakayım?" diye sorduğunda, Ayşe Hanım’ın arkasına saklanarak vereceği cevabı şimdiden merakla bekliyorum.
Hesabını yapan yapsın, nasibinde ne varsa onu yaşayacak. Bekleyip göreceğiz; valiz mi elde kalacak, yoksa otobüs mü kaçacak...
Bu arada CHP il Başkanlığına Seyitgazi eski ilçe başkanı olan Volkan Enver Kılıç atandı. Bizim Şehrül-Emin’in belalısı!
Çadır bir kez daha karıştı!
Geçmiş olsun...
Şimdi Gitmek mi zor kalmak mı?
Yani şimdilik mevzu bu kadar. Anlayan anladı! Anlamayanlar da anlayanlara anlatsın lütfen!