Yahu Tüyümüzde Dil Bitti!!!

18 Tem 2026 - 11:19 YAYINLANMA

Hani derler ya, “Diye diye dilimizde tüy bitti” diye… Biz o aşamayı çoktan geçtik azizim; artık tüyümüzde dil bitti, yine de anlatamadık!

​Bir sabah uyandım. Şöyle afyonum tam patlamamış, dünya telaşı henüz omuzlarıma binmemiş… Alışkanlık işte, elim gayriihtiyari telefona gitti. Ekrana bir baktım, aman Allahım! Bizim Şehrül-Emin, ilçemize nur topu gibi bir iş makinesi kazandırmış.

​Dedim herhalde rüyadayım. Rüya değilse bile kesin seraptır, uykusuzluktur. Gözlerimi ovuşturdum, yetmedi gözlükleri taktım, çıkardım, sildim, bir daha taktım… Yok, sahne aynı sahne! İş makinesi orada, Şehrül-Emin orada.

​Sevindim mi? Sevindim tabii, neticede ilçeye çivi çakanın başımızın üstünde yeri var. Memnuniyet verici bir hadise. Ama hani fıtratımızda var ya, hemen bir merak düştü içime: “Yahu, bu alet edevat kaç kuruş acaba?”

​Arıyorum, tarıyorum, satır aralarını okuyorum… Bilgi yok! Sır küpü maşallah. Bizim buralarda hep derler ya: “Üzümünü ye, bağını sorma.” Ben de kendi kendime dedim ki: “Boş ver Aşkarım, kurcalama, ye üzümünü…”

​Ama ah be cancağızım, biz sormaya sormaya, “boş ver”e “boş ver”e, sineye çeke çeke ne hale geldik, farkında mısınız?

Yahu, bu devlet sırrı mı, kozmik oda belgesi mi?

​Eğer bu makineyi belediyenin kasasından, yani bizim vergilerimizle aldıysan, çık de ki: “Piyasa değeri şu civarda olan bu makineyi ilçemize kazandırdık.” Başımızla beraber.

​Yok, eğer bütçeden değilse, bir hayırsever çıkıp elini taşın altına koyduysa, onu da de! De ki: “Falan hayırseverimiz bizi sevdi, biz de kendisini çok sevdik. Sağ olsun, bu makineyi ilçemize hibe etti, bağışladı, sponsor oldu, hediye etti.” Adına ne dersen de işte, yeter ki açıkla da bilelim yahu!

​Açıkla ki biz de o hayırsevere iki kelam teşekkür edelim. Bilinsin, duyulsun… Hani derler ya, iyilik bulaşıcıdır. Biz de o güzel insana “Güneş gibi parlasın ömrün!” diyelim, memleketçe bir elektrik alıp verelim birbirimize, sinerji doğsun! Bunda saklanacak, gizlenecek, utanılacak ne var?

Sonra düşünmeden edemiyor insan… Eskiden geleneklerimiz vardı. Bir kuruma, belediyeye bir iş makinesi, bir otobüs geldi mi öyle sessiz sedasız, gizemli bir hava yaratılmazdı. Tüm personel toplaşır, kazasız belasız kazançlar getirsin diye bir kurban kesilir, dualar edilir, üzerine şanlı Türk bayrağımız asılırdı. İşin içinde bereket vardı, paylaşım vardı, kurumsallık vardı.

​Şimdi bakıyorum da… Varsa yoksa Şehrül-Emin’in kendisi! Önemli olan makine değil, makinenin ilçeye ne katacağı değil, arkasındaki o gizli kahramanlar hiç değil. Kuru kuru kendini göstersin kafi! Kadrajda Şehrül-Emin tam çıksın, gerisi teferruat.

​Şimdi ben soruyorum: O iş makinesinin arkasındaki o gizli isimler, o fedakâr hayırseverler, ya da o bütçeyi denkleştiren adsız kahramanlar…

​Şöyle okkalı bir teşekkürü hak etmiyor mu?

​Fazlasıyla...Biz teşekkür etmeye hazırız da, Şehrül-Emin’in aynadan kafasını kaldırıp o isimleri bize fısıldamasını bekliyoruz. Hadi bakalım, kulaklarımız sende...

AŞKAR

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: