Akademik Hava Diye Çıktık Yola, Makam Odasında Verdik Mola!

02 Tem 2026 - 14:12 YAYINLANMA

Seyitgazi’mizde son yıllarda öyle bir hareketlilik var ki, hani bakınca insan sormadan edemiyor: Biz ilçe olarak yerleşik hayata geçtik mi, yoksa göçebe ruhumuzu kamu binalarında mı yaşatıyoruz? Mübarek, sanki ilçede gizli bir "Kurumsal Kavimler Göçü" Protokolü yürürlükte. O bina boşalıyor, bu kurum taşınıyor; okullar, sağlık ocakları, orman, ziraat odası, emniyet, halk eğitim derken ilçede tabelasını değiştirmeyen, valizini toplamayan bir tek Seyyid Battal Gazi Hazretleri kaldı, herhalde yakında onun da türbesinin yerini değiştirmeye kalkarlar!

 

​Yahu efendiler, bir binanın, bulunduğu sokakla, o sokağın insanıyla kurduğu bir kültürel bağ vardır. "Kurumsal hafıza" denilen bir şey vardır. Dokunmayın, oynamayın şu hafızayla! Çağın koşullarını yakalayan, modern, ihtiyaca cevap veren yeni binalar kazandırmak varken, biz neden hep işin kolayına kaçıp "sen oraya geç, ben buraya oturayım" mantığıyla köşe kapmaca oynuyoruz?

​Seçim Gitti, Yorgan Gitti, Misketlerimi Verin!

Gelelim son duyduğum ve "Yok artık, bu kadarını da yapmazlar" deyip yanıldığım o meşhur meseleye... Hepimizin bildiği, önünden geçerken tarih kokan o meşhur eski askerlik şubesi var ya... Hani o güzelim tarihi taş bina. Meğer bizim Kaymakamlık makamı, tasını tarağını toplayıp oraya geçmeye karar vermiş.

​Hani burası için daha önce Anadolu Üniversitesi ile bir protokol yapılmıştı? Üniversitenin idari bir birimi olacak, ilçeye akademik bir hava, bir canlılık katacaktı? Ne oldu o işe? Klasik yerel senaryo: "Seçim bitti, yorgan gitti. Verin misketlerimi!" diyen arkasına bakmadan terk edip gitti.

​Tabii ya, ne de olsa "itibardan tasarruf olmaz!" Üstelik duyduğuma göre sadece "Makam" oraya geçecekmiş, diğer birimler eski yerinde kalacakmış.

Neden, niçin peki? 

Sadece koltuğun arkasındaki taş duvar otantik dursun, sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflarda "tarihi fon" sağlansın diye mi? Memurlar eski binada evrak arasında terlerken, Makam’ın taş binada serinlemesi herhalde ilçemizin yeni "stratejik vizyonu" olsa gerek!

​Üstelik hafızamızı biraz daha tazeleyelim: Eskiden bu binanın içinde koca Adliye vardı, Savcısı hakimi... Sosyal Yardımlaşma Vakfı vardı, diğer birimler vardı... O zamanın kısıtlı imkanlarıyla hepsi aynı çatı altına sığıyordu da, şimdi bu kurumların hiçbiri yokken mevcut yerler nasıl yetmiyor? Vallahi büyük deha, hani adeta bir "alan daraltma" sanatı! Alkışlamak lazım...

​Cüneyt Arkın Müzesi Olsa Para Basardı, Biz makam Taşımayı Seçtik!

Yahu birader; madem elinizde altyapısı olan, tarihi dokusuyla göz kamaştıran devasa bir taş bina var, neden burayı vizyoner bir projeyle turizme kazandırmıyoruz? Seyitgazi’ye gelen turistin ilçede kalma süresini artıracak, esnafa can suyu olacak ekstra bir cazibe merkezi sağlamak çok mu zor?

Bakın size Aşkar’dan altından daha değerli, bedava bir proje önerisi:

Bizim Battal Gazi filmleriyle büyümedi mi bu millet? O efsane karakteri canlandıran, sinemamızın çınarı, gururumuz, hemşehrimiz rahmetli Cüneyt Arkın’ın anısına burayı muazzam bir müze yapsak fena mı olurdu? İçine sanatçının balmumu heykelini koysak, filmlerinde giydiği o meşhur kıyafetleri, Bizans surlarını yıkan oklarını, dekorları sergilesek... İnanın Türkiye’de bir ilk olur, yer yerinden oynardı!

Çok uzağa gitmeye gerek yok, burnumuzun dibindeki Eskişehir Balmumu Heykeller Müzesi’ni görmüyor musunuz? Hafta sonu iğne atsan yere düşmüyor, adeta darphane gibi para basıyor. Seyitgazi’nin yeni bir makam odasına değil, vizyona ve turiste ihtiyacı var yahu! Ama biz ne yapıyoruz? Turistin gezeceği binaya evrak dolabı diziyoruz.

​Otantiklik Arayanlara Son Bir Amme Hizmeti...

Eğer derdiniz yeni bina üretmek yerine illa ki şöyle buram buram tarih kokan, mistik bir ortamda evrak imzalamak, kendinizi vezir gibi hissetmekse, size çok daha tasarruflu ve masrafsız bir teklif: Gidin Seyyid Battal Gazi Külliyesi’ne, gözünüze kestirdiğiniz boş bir odaya yerleşin! Hem otantikliğin zirvesini yaşarsınız, hem de tarihi binaları memur mesaisine kurban etmemiş olursunuz. Hatta dilerseniz kapıya bir de muhafız dikersiniz, tam olur!

Yazık etmeyin şu güzelim ilçenin geleceğine. Kamu binalarını boz-yap tahtasına çevirerek ne hizmet gelir ne de turizm. Bakalım bu göç dalgasının ardından daha kimler, hangi koltukla nereye konacak... 

Biz de bir köşede oturup Seyitgazi'nin bu bitmek bilmeyen "köşe kapmaca" oyununu, elimizde çekirdekle izlemeye devam edeceğiz.

Hadi bre pehlivanlar...

Taş Taş Üstünde Kalmasın, Koltuklar Yerinden Oynamasın!

AŞKAR 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: