"Ben Süleyman Arif Ünal, Geliyorum!"

12 Haz 2026 - 23:18 YAYINLANMA

​Efendim, bir yanda bizim Seyitgazi, bir yanda Ankara, bir yanda İstanbul… Memleket kazan, biz kepçe; mekik dokuyup duruyoruz. Ülke gündemiyle ilçenin gündemini aynı teraziye koyalım diyoruz ama terazi de şaştı, kantarın topuzu da kaçtı. Ülkede öyle şeyler oluyor ki, hani "Hadi canım, bu kadarı da olmaz" diyeceğimiz ne varsa ertesi sabah baş köşede! Çok şükür, bunca toz duman arasında bizim at iziyle it izi birbirine karışmadı. Aşkar’ın çizgisi nettir! Bilen bilir, bilmeyen de zaten kendi bilmediğinden bilmez, neyleyelim…

​Neyse, dedik ya gündem yoğun, ufaktan bir uçuşa geçelim. Gerçi bizim Şehrül-Emin bana yine küsecek ama bu sefer müsaadenizle büyüklük bende kalsın, önce ben ona küseyim! Bu yaştan sonra bir de onun nazını mı çekeceğiz allasen?

​Yahu ne zaman ne olacağı belli değil deriz de bu kadarını da tahmin etmezdik.  Giden geri geliyor arkadaş!

​Amerika’da Trump "ben bittim demeden bitmez" dedi, kaç yıl sonra tahtına geri kuruldu. CHP’de Kılıçdaroğlu; çatlak seslerdi, patlak kararlardı, mutlak ihtimaldi derken hooopp, o da geri geldi, iyi mi? Tam bunu sindirelim, ortalık biraz dindirelim derken, Fenerbahçe’de yıllar sonra Aziz Yıldırım yeniden başkanlık koltuğuna dönüverdi. Dünya futbolu desen keza öyle; koskoca Mourinho gitmiş, yeniden Real Madrid’in başına geçmiş, Madrid'in başkanlarıda geri dönmüş… E fırlatılan ok misali Aykut Kocaman da ha döndü ha dönüyor Fenerbahçe’ye.

​Allah Allah… Vay be!

Bizim üstatlar zamanında "Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı" derdi. Bakıyoruz dünyaya, memlekete, spora; meğer öyle değilmiş, resmen nur yağıyor!

​Bu geri dönüşler akımı dalga dalga yayılırken, bizim Eskişehir ve Eskişehirspor da geri kalır mı? Bizim hemşerimiz Halil Ağa, bakmış ki hava tam dönüş havası, "Ben de varım!" diyerek başkanlık için kolları sıvamış. Halil Ağa’yı severiz, biliriz; boş yere ortaya çıkıp da elini taşın altına koymazdı, vardır bir hikmeti.

Pazaryerinde dostlarla çayları tazelerken dedim ki: "Yahu dünyada, Türkiye’de, sporda, siyasette böyle bir 'muhteşem dönüş' akımı varken, Seyitgazi niye öksüz kalsın?"

​Seyitgazi’de dile kolay, tam 25 yıl görev yapmış olan Süleyman Arif Ünal’ın nesi eksik? Trump dönüyor da Arif Başkan niye dönmesin? Fazlası var eksiği yok.! Hele bir de madalyonun diğer yüzü var ki, pazaryerindeki masaya bombayı bırakıp öyle kalkalım: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne Yılmaz Büyükerşen hoca yeniden gelirse, işte o zaman Süleyman Arif Ünal’ın da Seyitgazi’ye dönmesi artık farz olur!

Şöyle bir düşününce bile insanın içine bir ferahlık geliyor. İki başkan da bunu fazlasıyla, sonuna kadar hak ediyor. Onlar öyle sıradan isimler değil; bu toprakların yetiştirdiği iki koca çınar, iki memleket sevdalısı!

Sağlık ve afiyetler diliyorum...

​(( Aman ha! Bu yazıyı bizim Şehrül-Emin sakın okumasın! Mazallah hem Yılmaz Hoca’ya hem Arif Başkana birden küser, Küskünler İmparatorluğu yükselişe geçer ))

​Düşünsenize bir kere… Bizim Şehrül-Emin makamında oturmuş, cihanşümul projelerini (!) düşünürken telefonu acı acı çalıyor. Karşıdan derinden, vakur ve tanıdık bir ses:

"Ben Süleyman Arif Ünal, geliyorum!"

​Peşinden de ekliyor:

"Sen ki hâlâ benim yaptığım belediye binasında oturuyorsun,

Yine sen ki benim yıllar önce yaptığım kaldırımlarda yürüyorsun,

Sen ki o belediyeyi bir aile bilmeyip, personele iyi davranmıyorsun,

Senki  vatandaşın çağrısını duymaz, görmez, bilmezsin..

Benim bıraktığım eserlerin üzerinde bir bir kurban kesiyorsun…

Ve sen ki, o koltuk ilanihaye sana kalacak sanıyorsun.

Ama yanılıyorsun!"

Deseydi...

​Amma olurdu haaa!

Gerçi elinde telefonla bizimkini hayal etmek bile insanın yüzünü güldürüyor. Elbette böyle izahı olmayan şeylerin, ancak bizim buralarda bir mizahı olur.

Bu bir  latife elbet!

​Biz yine de başta Arif Ünal Başkanımız olmak üzere, bu ilçeye bir çivi çakmış, emeği geçmiş, kalem tutan ellerden tutun da ter döken tüm personele ve başkanlara bir kez daha teşekkür edelim. Vefa borcumuzdur.

​Aslında ben eskiden "Kimse göz göre göre başarısız olmak istemez" diye bir tez savunurdum. Ama sağ olsun bizim Şehrül-Emin, o muazzam yönetim anlayışıyla bu tezimi de çürüttü, tarihe gömdü! Var olsun, hayattaki bütün tabularımı bir bir yıkıyor!

​Oradan "Yahu Aşkar, adam koskoca gönülleri yıkmış, senin tabunun lafı mı olur?" dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız.

​Yiğidi öldür, hakkını yeme derler. Birkaç güzel yaptığı hizmet yok değil, onları da yeri gelince köşemizde hakkıyla yazacağız elbette. Ama benden ona bir dost tavsiyesi; söz önündeki şu kalan 3 yıldan az sürede onu köşemden öyle bir çalıştıracağım, öyle ince ince işleyeceğim ki, günün sonunda kazanan bizim güzel ilçemiz olacak!

​Sahi, ben onunla küsmüştüm değil mi? Neyse ne yapayım… Hafiften hafıza da teklemiyor değil, bunu da benim gençliğime verin gitsin!

Sizi ilgilendirmez ama; 

Üniversitedeki derslerden kaldım!

Bizim Şehrül-Emin zaten  Çalışanı, çalışkanı sevmez! Yine yeri gelince de burdan  konuşuruz...

Bizde,

AŞK da var AR da,

AŞKAR....

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: